Dedelerin İzinde… Macaristan

Coğrafya kaderdir, denir. Belki de bu nedenle Türkler olarak yüzlerce yıl savaşmak zorunda kaldık. Kimi zaman savaşı başlatan taraf bizdik kimi zamansa saldırılara karşı direniş gösteren taraftık. Kimi zaman yendik, kimi zaman ise…

Kaybettiğimiz savaşların ardından karşı tarafın generalleri, yani düşman bile bizim askerimiz, insanımız için olumsuz sözcükler kullanmadılar. “Korkakça kaçtılar” ibaresini hiç biri kullanmadı, aksine elinde kılıcı ile şehrini savunan son Osmanlı valisinin ardından mezartaşına “kahraman düşmandı, rahat uyusun ” yazmaktan çekinmediler.

Sadece savaşlar ile kalmamışız bu coğrafyalardaki insanların akıllarında. Folklörlerinde, şarkılarında, yemeklerinde, masallarında, dillerinde de yer edinmişiz kendimize. Tabii ki bizlerde almışız pek çok şeyi ihtiyacımız doğrultusunda.

Buna karşın biz bu yerleri tarih kitaplarımızda şöyle bir okuyup geçtik, belki birkaçımız haritalardan baktı. Kazandığımız savaşların hepsini anlatmak elbetteki mümkün değil ama kaybedilen savaşlardan bahsetmemek, savaş meydanlarına çıkan yiğit insanları yok saymak ise benim bakış açıma göre hiç dürüstçe değil.

Anzaklar dedeleri için dünyanın öbür ucundan gelip ülkemizde atalarını, kayıplarını anarken bizlerin iki adım ötemizdeki bu topraklara gitmememiz, gittiğimizde ise önemli tarihi ve manevi noktalara, yörelere uğramamamız bana çok ilginç geliyor. Eğer bunun nedeni “nerede, ne var” sorusunun cevabında saklı ise bunu ben bulacağım; eğer  “nasıl gidilecek?” de bir başka soru ise bunun da cevaplarının peşinde koşacağım.

Ben elimden geldiğince, sadece kazandığımız yada kaybettiğimiz değil; dedelerimizin ayakları altında çiğnenmiş tüm bu toprakları ziyaret etmek istiyorum. Yapılması gereken tüm şehitler ve yaşayıp gitmiş, unutulmuş kuşaklar için dua etmek, hatırlamaksa, evet bunu yapacağım. Eğer daha başka bir şeyler yapılması gerekiyorsa yurda döndüğümde de onun savaşını vereceğim.

Döndükten sonra bu savaş alanlarına bir anıt diktirtmek mi, ne olduğunu anlatan bir yazı yerleştirtmek mi, bunun için ne gerekiyorsa bunları bulup yaptırmaya çalışmakta benim görevim olsun.

Bu yılın hedefi Macaristan ağırlıklı olmak üzere düzenli ordunun Slovakyada ulaştığı son yerleşim olan Nitra olacak. Yerin üstünde ve kafaların içinde neler kalmış, göreceğiz.

Dediğim gibi, gidip dönmeyenlerin, unutulmuşların izinde onları bir anlığına da olsa zihinlerimizde canlandırmak için yola düşeceğim.

 

 

4 Ağustos

 

Istanbul – Budapeşte Pegasus kalkış 1105 : varış 1210

Havalimanı – Estergon – Sturovo (Slovakya)  86 km

Günün Rotası

Havalimanından çıkış yapıldıktan sonra direkt olarak Ortaçağ Macaristanının başkenti olan Estrergon ‘a geçeceğim. Kale dışında, şehrin içinde kalan Türk izlerini takip ederek karşı kıyıya geçip bir başka ülkenin (Slovakya) başka bir şehrine (Sturovo) geçmiş olacağım.

Burada, kıyıda bir zamanlar Osmanlının önemli kalelerinden Ciğerdelen vardı.

 

5 ağustos 

 

Sturovo – Nitra – Nove Zamky (Uyvar) – Komarno  185 km

Günün Rotası

Günün ilk durağı Osmanlının en kuzeydeki yönetim merkezi olan Nitra. Akıncılar daha kuzeylere ulaşmışsa da düzenli ordu ve ardından devlet teşkilatı bu şehre kadar geldi ve yirmi seneden az bir süre yönetimi elinde tuttu. Bu kısa süreye rağmen yöre folklöründe izler hiç silinmedi.

Bir sonraki durak “Uyvar önünde bir Türk gibi kuvvetli ” sözünün ortaya çıktığı Uyvar Kalesi ‘nin günümüzde bulunduğu şehir Nove Zamky. Kale günümüzde yok. Fakat uydu fotoğrafları kalenin yerini net olarak göstermekte. Kalenin duvarlarından küçük bir kısım kaldı diyen kaynakların izinden gideceğim.

Son durak Komarno. Burası da tarih kitaplarından iyi bildiğimiz bir başka kaleye ev sahipliği yapmakta.

 

6 ağustos

 

Komarno – Komarom – Györ – Sopron  140 km

Günün Rotası

Komarno ‘nun karşı kıyısında, Macar topraklarında ikizi Komarom yer almakta. Tuna Nehri bu şehri de yarıp geçmiş.

Komarnonun ötesi Györ kenti. Bizim için Yanık Kale ismi. Viyanadan önceki son büyük şehir ve dolayısıyla direniş noktası.

Son durak Sopron. Türk ordusunun ilerleyişini az sayıda askeriyle yiğitçe savaşarak durdurup zaman kaybetmesine neden olmuş. Bu nedenle saygımızı kazanmış.

 

7 Ağustos

 

Sopron – Köszeg – Szombethaly – Mogersdorf – Szombathely   199 km

Günün Rotası

Güne Köszeg kasabasını gezerek başlıyoruz. Tarihte Güns Kuşatması olarak geçen savaşta Macar birlikleri Pargalı İbrahim Paşa yönetimindeki kalabalık bir Türk birliğini durdurmuş. Türkler çekilmiş çekilmesine de yapılan anlaşma sonucunda Avusturyalılar bu toprakları bize bırakmışlar.

Köszeg ‘in ardından Szombathely üzerinden bu kez başka bir ülkeye, Avusturyaya kısa bir süreliğine geçeceğim. Burada Mogersdorf isimli bir sınır kasabasında 1664 yılında yapılan Raab Suyu Savaşında kaybettiğimiz kimi kaynaklara göre 5000 kimi kaynaklara göreyse 15000 askerimizin aziz hatıralarına ithaf edilmiş anıt taşına gideceğim. Bu taş dışında başka hiçbir şey yok onlardan kalan.

Dönüş yolunda durak Szombathely. Bu sevimli Macar kentinde ne izler bırakmışız acaba? Arayacağım.

 

8 ağustos 

 

Szombathely  – NagyKanizsa (Kanije) – Zigetvar    211 km

Günün Rotası

Sabah erkenden Szombathely kasabasının sokaklarını son bir kez arşınladıktan sonra tarihimizin en büyük savunma savaşlarından birisini yaptığımız Kanije kentine doğru yola çıkacağım. Kale 1700 yılların başlarında Avusturyalılarca yıktırıldığı için günümüze ulaşan pek bir şey yok. Bununla beraber şehir müzesinde bize ait birkaç parça mevcut.

Kanijeden sonrası durak Zigetvar. Muhteşem Süleyman ‘ın son seferini yaptığı kale ve şehir içinde müze haline getirilmiş Türk Evi göreceğim yerlerin başında geliyor.

 

9 ağustos

 

Szigetvar – Peç – Mohaç – Peç   130 km

Günün Rotası

Zigetvarda sabah ilk iş şehir dışında Türbek denilen yere gideceğim. Burası Zigetvar Kuşatması sırasında ölen Kanuni Sultan Süleyman ‘ın kalbinin gömüldüğü yer. Gerçi Avusturyalılar buradaki türbeyi ve derviş tekkesini yok edeli çok zaman geçmiş ama “buradaydık” dememi engelleyebilecek bir neden görünmüyor.

Ardından hedef Mohaç. Macarlar birbirlerini teselli ederken, özellikle de tesellinin nedeni bir kayıpsa şu sözü söylerlermiş. “Üzülme Mohaçta daha fazlasını kaybetmiştik”

1526 yılında, sadece iki saatte Avrupanın en disiplinli ordularının başında gelen Macar Ordusu bu ovada Osmanlı ordusunca yenilgiye uğratılmıştı. Macarlar burada bu savaşın anısına bir anı parkı oluşturmuşlar. Burayı ziyaret edeceğim.

Son durak ve gezi noktası, Osmanlı eserlerinin en yoğun şeklde gözlemlenebildiği Peç kenti.

 

10 Ağustos

 

Peç – Szekesfehervar – Kecskemet    355 km

Günün Rotası

Peçten sonraki durak başkent Budapeşteye oldukça yakın bir kent olan Szekesfehervar. Bizim tarih kitaplarımızdaki adıyla İştolni Belgrad. Macar krallarının yazlığı ve mezarlığı burası.

Buradan sonrasında ise yolum Kecskemet şehrine varıyor. Burası da Macarlar için önemli bir kültürel merkez.

 

11 Ağustos 

 

Kecskemet – Bugac – Budapeşte   160 km

Günün Rotası

Kecskemet ‘e yakın Bugac isimli bir kasaba birkaç yıldan beri Kurultay isminde bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Adı gayet bizden olan bu festival, dünya üzerindeki Turan soylu halkların bir araya gelip kaynaşıp, birbirleriyle tanıştığı ve geçmişten gelen spor ve savaş oyunlarının sergilendiği bir şölen.

Şölenin ardından hedef başkent Budapeşte.

 

12 Ağustos

 

Budapeşte – Eğri – Budapeşte   280 km

Günün Rotası

Uzun ve yorucu bir gün. Macarların Eger dediği bizim Eğri olarak andığımız şehre gideceğim. Burası bize karşı yaptıkları direniş nedeniyle Macarlarca oldukça önemli bir nokta ama gene de kaçınılmaz sondan kurtulamamışlar.

Günün kalanında ise başkete dönüp buradaki izlerimizi takip edeceğim. Gül Baba Türbesi, kale, bir zamanlar Fethiye Camii adıyla kullandığımız Aziz Stefan Katedrali, Osmanlı valilerinin harem olarak kullandıkları Margaret Adası ve nice yer…

 

13 Ağustos

 

Budapeşte – İstanbul Pegasus Kalkış 12:50 Varış 15:55

İstanbula dönüş.